16 Eylül 2016 Cuma

Söyle...

Neden cevap vermiyorsun?
Beni duymuyor musun?
Dürüst davran ve gerçekleri söyle...

Her zamanki gibi açık konuş benimle. İçinden geçenleri, aklına gelenleri söyle. Sorumu cevaplarken tereddüt etme. Diğerleri gibi duraksama, tam söyleyecekken vazgeçme.
Senden duyacaklarıma ihtiyacım olduğunu unutma...

Haydi bekliyorum...

Bana duymak istediklerimi söyle...

Ben...

Beni tanımadın mı?

Ben senin içinde taşıdığın gücüm...

Asil duruşun, zarafetin ve dinginliğinim. Sıcak ve soğuk duygularının birleşimiyim. En büyük heyecanlarının sükunetle, endişelerinin huzurla, sevgilerinin yalnızlıkla, hırslarının bilgelikle olan dengesiyim.
Ruhundaki yeteneğinin ve hayatındaki zenginliğinin simgesiyim.

Ben...

MORum...

19 Ağustos 2016 Cuma

Hatıralar Ormanı...

Bir an uzaklaşıyorum...

Büyük ve karanlık bir ormandayım. Sessizce yürüyorum, sanki birşeyleri uyandırmaktan korkarak... Etrafıma bakıyorum, bazen çok tanıdık, bazen de çok yabancı. İçimi kimi zaman hüzün, kimi zaman da mutluluk kaplıyor. Hatırlarken ürperiyorum...

Yürüdükçe ağaçlar sıklaşıyor. Ormanın en karanlık yerinde bir ışık görüyorum.Yaklaştıkça ışık büyüyor. Hayatımda gördüğüm en güzel çiçeklere doğru yaklaşıyorum. Benim en güzel anılarım... Pembe mutluluklarım, sarı heyecanlarım, kırmızı aşklarım, mor zaferlerim...

Yavaşça uzaklaşıp yürümeye devam ediyorum. Toprağın serinliğiyle içime huzur doluyor. Karşıma bir dere çıkıyor. Eğilip berrak suya dokunuyorum. Zaman gibi, durduramıyorum... Yürümeye devam ettikçe yeni ağaçlarla karşılaşıyorum.Hepsine tek tek dokunuyorum, herşeyi hatırlıyorum...

Biri adımı söylüyor ve yaşadığım ana dönüyorum. Gülümseyerek bana sormuş olduğu sorunun cevabını bekliyor...

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Deniz gibi...

Deniz gibidir insan; damlalarca anıyı, mutluluğu, hüznü, heyecanı, duyguyu saklar içinde. Aynı zamanda gökyüzünün rengini yansıtır, ne yaşıyorsa onu yaşatır insan... Mutluluğu dingin mavi, üzüntüsü huzursuz gridir...

Ve dalgalar gibidir hayat... Mutluluğu, üzüntüyü, sevgiyi, nefreti, aşkı, kazanmayı, kaybetmeyi saklar gelgitlerinde...

İnsanın yaşadığı herşey ona damla damla katılır, zamanla bazıları buharlaşıp unutulur ve gelgitlere rağmen insan,inanamasa da hep aynı kalır... İyiyse iyi, kötüyse kötü...

9 Mayıs 2013 Perşembe

Ben büyürken...

Zaman akmıyordu eskiden...Hiçbir şey değişmiyordu...

Her gün bir diğerinin aynısıyken, en çok sevdiğim gün cumaydı, ertesi gün cumartesi diye.
Yeni başlayan her hafta bir önceki gibiydi, eninde sonunda haftasonu gelecekti.
Her yeni yıl geçip gidenin aynısıydı, ben hep küçüktüm...

'Değerlendirmeler' önemli değildi, herşey bir şekilde hallolurdu.Defterime 'yanlışımın doğrusunu' yaparken düşünmediğim tek şey defterime yazdığım dört işlemdi.
Tek kabusum müzik dersleriydi çünkü flüt çalmaktan nefret ederdim.
Hava güneşliyse herşey yolundaydı, keyfimi hiçbir şey kaçıramazdı.

Herkes çok mutluydu, hepsi gülümsüyordu ya işte!
Herkes birbirini çok severdi; kimse üzmezdi, kırmazdı...
Dünyadaki bütün evler bizimki gibi, bütün okullar benimkinin aynısıydı.
Herkes hep olduğu gibi kalacaktı; güzel, yakışıklı, çocuk, genç, yaşlı, mutlu, sağlıklı ve burada...

Ben büyüyene kadar...

Şimdi zaman akıp giderken bir köşesinden tutmaya çalışıyorum. Her gün bambaşka ve özel, her sabah birbirinden güzel, her hafta bir öncekinden daha yoğun,her yıl bir öncekinden çok daha değerli... İnsanlar sevebildikleri kadar mutlu, verdikleri değer kadar değerli ve kabullenebildikleri kadar huzurlu...

Zaman durmuyor artık...Herşey hızla değişirken hayat daha güzel, çok daha güzel olacak...

24 Aralık 2012 Pazartesi

Fısıltı

Açtı, içi içini yiyordu... İstiyordu, sahip olmalıydı...

Bütün benliğinde hissetti arzusunun uyandığını, düşündükçe daha da yaklaşıyordu sanki ona; ama uzanamıyordu, tahmin ettiğinden daha da ağırdı kolları...

Bekledi ve mücadele etmeye devam etti. Sonra kısa bir an, bir düşünce belirdi zihninde:
"Ya olmazsa?!" Şimdi çok yaklaşmıştı yanmaya, yok olmaya. Nefesi kesiliyordu küle dönüşeceğini düşündükçe...

O nefessiz kaldıkça fısıltılar yükseldi: "Kabullen!" "Yetinmeyi öğren!"...

Simsiyahtı, güzel olmaya uzak, yanmaya bir o kadar yakın... Ama vazgeçmedi, çabaladı ve bekledi.
Sonra bir gün kendisini tanıyamadı. Başarmıştı, mükemmeldi..."doymuştu".

Ve fısıltılar bir kez daha yükseldi...

Gülümsedi sessizce, aklında tek bir düşünceyle...
Hiçbir şey bitmiş değildi, kömürken onu yakmaya çalışanlar, elmas olduğunda pırlanta yapmaya çalışacaklardı...

30 Ağustos 2012 Perşembe

'Hiç...'

Hiç vazgeçmeyeceksin bir kadeh kıskançlıkla kendinden geçmekten...
Hiç teşekkür etmeyeceksin içine çektiğin yemyeşil huzura...
Hiç farketmeyeceksin güzelliğini sırlı bir camda...
Hiç şımartmayacaksın kendini,layık olduğuna inandıklarınla...
Hiç mutlu olmayacaksın uğruna çabaladıklarınla...
Hiç gülümsemeyeceksin 'keşke' dediğin anlara...

Ve hiç çekinmeyeceksin zehrini akıtmaktan,bütün bu "hiçlerde" boğulup "hiçlik" olduğunu sandığında...

Sonra bir an gelecek ve insanların bakışlarında göreceksin gerçeği bütün saflığıyla...
Diyecekler ki sana..."Çamur atmak rezillik,çamur atılmak meziyettir!"